Anasayfa  ›  Web Tasarım

Web Tasarım

Web tasarım, müşterinin sitede yapmak istediği işi kolaylaştırır: teklif formuna çizim ya da fotoğraf eklemek, sohbet penceresinden cevap almak, düğmenin ne işe yaradığını anlamak ve siteyi kendi telefonunda düzgün görmek.

Telefon ekranı: Web Tasarım

Web Tasarım Teklif İsteyen Müşterinin Çizimini ya da Fotoğrafını Forma Eklemesini Nasıl Kolaylaştırır?

Kırıkkale merkezde, küçük sanayide kaynak ve demir doğrama işi yapan bir atölyenin telefonuna gün boyu aynı türden fotoğraflar düşer: kareli deftere kurşun kalemle çizilmiş bir korkuluk, kenarına ölçüleri yazılmış bir sundurma, eski bir kapının yakından çekilmiş menteşesi. Sipariş böyle gelir. Atölyenin sitesindeki teklif formunda ise yalnızca üç kutu vardır: ad, telefon, mesaj. Web tasarım, o çizimin forma eklenebilmesini işin ortasına koyar.

Yalnızca yazı kabul eden bir form, derdini çizerek anlatan müşteriyi kaybeder. Korkuluğun ölçüsünü cümleyle tarif etmek zordur; müşteri iki satır yazar, vazgeçer, bildiği bir numaraya fotoğraf yollar ya da hiç yollamaz. Çözüm, forma bir “çizim ya da fotoğraf ekle” düğmesi koymaktır. Telefonda bu düğme çoğu zaman iki yol sunar: kamerayı açıp o anda çekmek ya da galeriden, yani telefonda kayıtlı fotoğraflardan seçmek.

Düğmenin yanında iki bilgi yazar: hangi tür dosyaların kabul edildiği ve bir dosyanın en çok ne kadar büyük olabileceği. Fotoğraf, belge görüntüsü ve teknik çizim dosyası aynı şey değildir; müşteri hangisini gönderebileceğini denemeden bilmelidir. Yükleme başlayınca ilerleyen bir çubuk, bitince dosyanın adı ve küçük bir önizleme görünür. “Eklendi mi, eklenmedi mi?” sorusunu ekranın kendisi cevaplamalıdır; emin olamayan müşteri formu ikinci kez doldurmaz.

Çizimin yanında birkaç soru daha sorulur; fiyatın gerçekten bağlı olduğu şeyler. Malzeme: demir mi, paslanmaz mı, galvanizli mi? Adet ya da metre. İşin ne zamana gerektiği. Bir de montaj istenip istenmediği. Bunların ötesindeki her şey, ustanın çizimi gördükten sonra açacağı telefona bırakılır. Uzun form yarıda kalır; kısa form ile okunaklı bir fotoğraf, ustaya ilk rakamı düşünmesi için yeten bilgiyi verir.

Dosyaların nereye gittiği de tasarımın konusudur. Eklenen çizim, mesajla birlikte atölyede teklifi hazırlayan kişinin önüne düşmeli; herkese açık bir klasörde değil, yalnızca yetkilinin görebildiği bir yerde saklanmalıdır. Müşterinin evinin planı da kişisel bir bilgidir. Her dosya yüklenemez: bağlantı kopar, dosya büyük gelir. Formun yanında bu yüzden bir yedek yol yazar: “Yükleyemediyseniz çiziminizi şu numaraya mesajla gönderin.”

Form gönderildiğinde müşteri iki yerde karşılık görür: ekranda ve e-posta kutusunda ya da telefonunda. Karşılık şunları söyler: çiziminiz ulaştı, şu kişi bakacak, şu saatlerde dönülür. Tutulamayacak bir süre yazılmaz. Web tasarım işinde ilk adımımız ücretsiz provadır; terzi de dikişe geçmeden ceketi müşteriye giydirir. Biz de formunuzu dışarıdan, bir müşteri gibi doldurur, bir çizim ekleyip göndermeyi deneriz.

Sitedeki Sohbet Penceresine Yazan Müşteriye Kim, Ne Zaman Cevap Verir?

Bir öğrenci yurdunun sitesinde, ekranın sağ alt köşesinde yeşil bir konuşma balonu durur; üzerinde “Size nasıl yardımcı olabiliriz?” yazar. Kayıt döneminde, bir cuma gecesi saat on birde bir veli balona dokunur ve sorar: kızım için tek kişilik oda kaldı mı? Balon susar. Cevap pazartesi öğleden sonra gelir. Veli o hafta sonu başka bir yurtla anlaşmış, kaydı da yaptırmıştır.

Sohbet penceresi bir düğme değil, bir sözdür: buraya yazarsanız çabuk cevap alırsınız. Form için bir gün beklemeyi olağan sayan kişi, sohbet balonunda birkaç dakikadan fazlasını beklemez. Pencereyi siteye koymadan önce iki soru cevaplanır: yazılanı kim okuyacak ve hangi saatlerde? Cevap “kim müsaitse o bakar” ise pencere henüz hazır değildir. Adı ve saati belli bir sorumlusu olmayan pencere, tutulmayan bir söze dönüşür.

Kimse günün her saatinde ekran başında durmaz; durması da gerekmez. Dürüst olan, pencerenin saatini söylemesidir. Mesai içinde “Şu an buradayız” yazar. Mesai dışında görünüşü değişir: “Şimdi kapalıyız; sabah dokuzdan sonra cevap veriyoruz. Sorunuzu ve telefonunuzu bırakın, biz arayalım.” Cuma gecesi yazan veli böylece ne bekleyeceğini bilir, numarasını bırakır ve hafta sonunu cevapsız bir balona bakarak geçirmez.

Otomatik ilk cevap kullanılabilir, ama insan kılığına girmemelidir. “Merhaba, ben Elif” diye başlayan ve ardından hiçbir soruya karşılık vermeyen bir yazılım, veliyi iki kez yanıltır: önce karşısında biri var sandırır, sonra o kişiyi kabalıkla suçlatır. Doğrusu yalındır: “Bu otomatik bir karşılamadır; mesajınız görevliye iletildi.” Sık sorulanlara hazır cevap veren araçlar da aynı kurala uyar: konuşanın bir program olduğunu baştan söyler.

Küçük işletmelerin çoğu için daha yalın bir yol vardır: ayrı bir sohbet yazılımı yerine, zaten her gün kullandıkları mesajlaşma uygulamasını açan bir bağlantı. Mesaj, yurt müdürünün cebindeki telefona düşer; yeni bir ekran öğrenmek gerekmez. Hangisi seçilirse seçilsin pencere, telefonda içeriğin ve arama düğmesinin üstünü örtmemelidir. Ücret tablosunun son satırını ya da “Ara” düğmesini kapatan bir balon, getirdiğinden fazlasını götürür.

Son olarak sayılır: pencereden ayda kaç kişi yazdı, kaçına mesai içinde cevap verildi, kaçı kayda döndü? Aylardır tek mesaj almayan ya da yazanı cevapsız bırakan pencere kaldırılır; yerine çalışan bir telefon numarası konur. Web tasarım provasında pencereye dışarıdan bir soru yazılır ve cevabın ne zaman geldiğine bakılır. Günlerce susan balon sabun iziyle işaretlenir: terzinin, kumaşın sarktığı yere çizdiği çizgi gibi.

Yalnızca Simgeyle Gösterilen Düğmeleri Her Ziyaretçi Anlar mı?

Kırıkkale ilinde, yol üstündeki bir akaryakıt istasyonu ile dinlenme tesisinin sitesini telefonda açalım. Ekranın tepesinde yazı yoktur; yan yana üç küçük resim durur: bir damla, bir çatal bıçak ve içinde ünlem olan bir daire. Damla yakıt fiyatlarını mı gösterir, araç yıkamayı mı? Ünlemli daire duyuru mudur, şikâyet mi? Lokantanın saatini arayan sürücü üçüne de sırayla dokunur. Aradığını ikinci denemede bulur; çoğu denemez.

Simge bir tahmindir. Çizen kişi ne anlattığını bilir; bakan kişi kestirmek zorundadır. Birkaç simge yıllar içinde herkesçe öğrenilmiştir: üst üste üç çizgi menüyü açar, büyüteç arama yapar, telefon ahizesi arar, ev anasayfaya döner. Bunların dışına çıkıldıkça anlam bulanır. Kalp “beğen” midir, “kaydet” mi? Kâğıt uçak “gönder” midir, “paylaş” mı? Zil, soyut bir şekil ya da üç nokta, siteden siteye başka iş görür.

Çare bir sözcüktür. Simgenin yanına ya da altına ne yaptığı yazılır: “Menü”, “Yol tarifi”, “Fiyatlar”, “Ara”. En azından asıl işler için bu yapılır; ziyaretçinin siteye uğruna geldiği üç dört düğme için. Resim kalır, çünkü göz onu sözcükten önce yakalar; sözcük de kalır, çünkü yanlış anlamayı o önler. İkisi yan yana durduğunda düğme çoğu zaman tek başına duran her birinden daha çabuk anlaşılır.

Sözcüğe karşı çıkılırken hep yer gösterilir: ekran dar, tasarım sade kalsın. Hesabı yapalım. Bir sözcüğün bedeli birkaç milimetredir. Yanlış tahminin bedeli ise bir ziyaretçidir: yanlış düğmeye basan kişi geri döner, bir daha dener ya da denemez. Molada çayını beklerken telefona bakan sürücü ikinci denemeyi çoğu zaman yapmaz. Sadelik, ekranda az şey bulunması değildir; bakanın düşünmek zorunda kalmamasıdır.

Bilgisayarda fareyi simgenin üzerine getirince bir açıklama çıkabilir; telefonda fare yoktur, parmak ya basar ya basmaz. Açıklamaya güvenen tasarım telefonda dilsiz kalır. Ekrandaki yazıyı sesli dinleyen, yani ekran okuyucu kullanan ziyaretçi için adı konmamış bir simge yalnızca sessizliktir. Bir kural daha: aynı simge bütün sayfalarda aynı işi görmelidir. Bir sayfada “ara”, ötekinde “bize ulaşın” anlamına gelen ahize iki sayfayı da bozar.

Sınaması kolaydır. Siteyi hiç görmemiş birine, bir komşuya ya da işe yeni başlamış bir çalışana telefonu verin. Dokunmadan önce her düğme için sorun: buna basarsan ne olur? Duraksadığı ya da yanlış bildiği her simge bir sözcük ister. Web tasarım tadilat listesinde, yani ay başında size gelen ve üstünü çizdiğiniz satıra dokunulmayan iş sırasında, bu satır kısadır: hangi simgeye hangi sözcük eklenecek.

Site Hangi Telefonlarda ve Tarayıcılarda Denenmeden Teslim Alınmamalıdır?

Keskin’de bir düğün salonunun yeni sitesi, teslim günü yapımcının geniş ekranında gösterilir. Fotoğraflar parlak, salon ferah, tarih soran form derli topludur. Yapımcı kendi yeni telefonunu da çıkarır; orada da kusur görünmez. Salonun sahibi onaylar. O akşam düğün günü bakan iki genç siteyi dört yıllık bir telefonda açar: menü ekranın dışına taşmış, galeri dönüp durmakta, formun “Gönder” düğmesi klavyenin altında kalmıştır.

Teslim almadan önce site, müşterinin elindeki cihazlarda denenir; yapımcının masasındakilerde değil. Liste kısadır. Küçük ekranlı, birkaç yıllık bir telefon ile büyük ekranlı yeni bir telefon. Yaygın iki telefon sisteminin her biri; çünkü aynı sayfa ikisinde farklı görünebilir. Tarayıcı, yani internet sayfalarını gösteren uygulama olarak en az iki ayrı ad. Bir de bilgisayar. Bunların çoğu ailede, çalışanlarda ya da komşu dükkânda zaten bulunur.

Cihaz kadar koşul da değişir; üçü denenmeden geçilmez. Yavaş bağlantı: salonun kendi ağında değil, sinyalin zayıf olduğu bir yerde, telefonun kendi internetiyle. Yan çevrilmiş ekran: telefonu yatay tutan kişi için menü ve form yerinde kalıyor mu? Büyütülmüş yazı: yakını seçemeyen birçok kişi telefonunun ayarlarından yazı boyutunu artırır; site buna uymuyorsa satırlar üst üste biner, düğmeler ekrandan taşar.

Her cihazda aynı dört iş yapılır; siteye bakmak yetmez, kullanmak gerekir. Menü açılır ve kapatılır. Form sonuna kadar doldurulup gönderilir; klavye açıkken “Gönder” düğmesi görünüyor mu, tarih kutusu parmakla seçilebiliyor mu? Telefon numarasına dokunulur; arama başlıyor mu? Galeri açılır ve fotoğraflar sonuna kadar kaydırılır; takılıyor mu, geri dönülebiliyor mu? Dört iş, bir cihazda birkaç dakikadan uzun sürmez.

Denenen her şey yazılır. Bir kâğıda cihazın adı, tarayıcı ve dört işin karşısına birer işaret konur: oldu ya da olmadı. Olmayanın yanına ekran görüntüsü eklenir; “telefonda bozuk” demek yapımcıya bir şey anlatmaz, “şu telefonda, yatay tutunca form düğmesi görünmüyor” demek anlatır. Bu kâğıt teslim tutanağının ekidir. Aylar sonra bir müşteri yakındığında, o cihazın denenip denenmediği oradan okunur.

Teslimden sonra bulunan kusuru kimin, ne kadar süreyle gidereceği sözleşmeye yazılır; söze bırakılırsa ilk yeni telefonda anlaşmazlık çıkabilir. Yeni cihazlar ve tarayıcı sürümleri geldikçe deneme yinelenir. Web tasarım işinde metin, tasarım ve kod bizde ayrı kapılara dağılmaz; üçünü aynı ekip yapar. Sitenizin adresini iletin; ücretsiz provayı biz yapalım. Dışarıdan, dört yerinden bakarız, şifre sormayız; aralıklarla yinelenen ikinci prova ilk sabun izleriyle karşılaştırılır.

Sıkça Sorulan Sorular
Müşterilerim çizimi zaten telefonuma mesajla gönderiyor; forma ayrıca dosya ekleme yeri koydurmama gerek var mı?

Numaranızı bilen gönderiyor; sizi aramada ilk kez bulan kişi ise elinde çizimle formun önünde kalıyor. Dosya ekleme yeri onun içindir. Ayrıca forma eklenen çizim adla, telefonla ve istenen malzemeyle birlikte tek kayıtta durur; mesajla gelen fotoğraf öteki sohbetlerin arasında kaybolabilir. İki yolu da açık tutun, formun yanına numarayı da yazın.

Sohbet araçlarının çoğunun telefon uygulaması vardır; yeni mesaj bildirim olarak gelir ve oradan cevaplanır. Belirleyici olan araç değil, alışkanlıktır: bildirimi gün içinde kim görecek, o kişi izindeyken kim devralacak? Bunu kararlaştıramıyorsanız pencere yerine mesajlaşma uygulamanızı açan bir bağlantı koyun ve cevap verdiğiniz saatleri yanına yazın.

Vardır. Üst satıra yalnızca en çok kullanılan iki üç iş, sözcüğüyle birlikte konur; gerisi üç çizgili menünün içine, adlarıyla alt alta dizilir. Bir başka yol, ekranın altına sabitlenen ve her simgenin altında küçük harflerle adı yazan bir şerittir. Sığmayan şey çoğu zaman sözcük değil, üst satıra yüklenen işlerin sayısıdır.

Olabilir. Telefonların ekran ölçüleri ve tarayıcıların sürümleri değişir; siteyi çalıştıran yazılım ve eklentiler de güncellenir. İki yıl önce yerinde duran bir düğme bugün kaymış olabilir. Yılda birkaç kez, elinize geçen farklı telefonlarda aynı dört işi yapın: menüyü açın, formu gönderin, numaraya dokunun, galeriyi kaydırın. Olmayanı ekran görüntüsüyle not edin.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.

Size daha iyi bir deneyim sunabilmek için sitemizde çerez kullanıyoruz. Dilerseniz inceleyebilirsiniz.