Anasayfa › Site Dışı SEO
Site Dışı Seo
Site dışı SEO, adınızın siteniz dışındaki hâliyle ilgilenir: ayrılan bir çalışanın elinde kalan hesaplar, müşteriye giden e-posta bülteni, yıllar önce çıkmış olumsuz bir haber ve büyük firmaların tedarikçi kayıtları.
Site Dışı SEO İşten Ayrılan Çalışanın Açtığı Profil ve Dizin Hesaplarının Kimde Kaldığına Neden Bakar?
Kırıkkale merkezde bir beyaz eşya bayisinin sosyal medya hesabını yıllar önce genç bir satış elemanı açmış, kayıt sırasında kendi cep numarasını yazmıştı. Eleman geçen yıl işten ayrıldı. Hesap duruyor: kapak fotoğrafında bitmiş bir kampanya, bilgi satırında taşınmadan önceki adres var. Bayinin sahibi düzeltmek ister, giremez; şifre yenileme kodu eski elemanın telefonuna gider. Site dışı SEO, sitenin dışındaki bu hesapların kimde kaldığına bakar.
İşletmenin adı yalnızca kendi sitesinde yaşamaz. Sosyal medya profilleri, firma dizinlerindeki, yani işletmeleri sıralayan sitelerdeki kayıtlar, pazaryeri mağazası, ilan sitesindeki üyelik, haritadaki işletme kaydı: hepsi sitenin dışındadır ve hepsi sizin adınıza konuşur. Adınızı arayan kişi çoğu zaman bunları sitenizle aynı sonuç sayfasında görür. Her birini vaktiyle biri açmıştır; bir e-posta adresi ve bir telefon yazarak. O adres ve o numara kimindi?
Hesabı açan kişi ayrıldığında üç şey olur. Hesaba girilemez; şifreyi bilen gitmiştir. Bilgi düzeltilemez; eski adres, eski telefon, kapanmış şube olduğu gibi kalır ve arayanı yanlış kapıya yollar. Üçüncüsü en az düşünülenidir: hesap işletmenin adına konuşmayı sürdürebilir. Kötü niyet gerekmez; yanlışlıkla atılan tek bir paylaşım ya da cevapsız bırakılan müşteri mesajları da okuyanın gözünde işletmenin hanesine yazılır.
İlk iş bir döküm çıkarmaktır. Bir kâğıda dört sütun çizilir: hangi hesap, hangi e-posta adresiyle açılmış, şifreyi kim biliyor, kurtarma için hangi telefon kayıtlı? Şifre bu kâğıda girmez; yalnızca kimin bildiği yazılır. Satırları bulmak için işletmenin adını, eski adlarını ve eski telefonlarını arama kutusuna yazmak iyi bir başlangıçtır; unutulmuş dizin kayıtları böyle ortaya çıkar. Boş kalan her hücre, yapılacak bir işi gösterir.
Sonra her hesap işletmeye ait bir adrese taşınır: kişinin değil, işin adını taşıyan, şifresini işletme sahibinin bildiği bir e-posta kutusuna. Kurtarma telefonu olarak da dükkânın hattı yazılır. Platformların çoğu, hesabın içindeyken bu iki bilgiyi değiştirmeye izin verir; birden çok kişiye ayrı ayrı yetki tanıyanlar da vardır. Çalışan hesabı yönetmeyi sürdürebilir; değişen, anahtarın artık onun cebinde değil, işletmenin kasasında durmasıdır.
Girilemeyen hesap için platformların kurtarma yolları vardır; dükkânın sahibi olduğunuzu belgeyle göstermeniz istenebilir. Bu yollar yavaştır ve sonucu belirsizdir; cevap haftalarca gelmeyebilir. En kolay devir, ilişkiler iyiyken ve çalışan henüz işteyken yapılandır. Site dışı SEO için önce ücretsiz bir prova yaparız: terzi ceketin duruşunu giyenin üstünde görür, biz de adınızı bir müşteri gibi dışarıdan ararız. Eski adresle duran hesap orada karşımıza çıkar.
Müşterilerinize Gönderdiğiniz E-posta Bülteni Sitenize Nasıl Yol Açar?
Kampüse yakın bir kitap ve kırtasiye dükkânının kasasının yanında kalın bir defter durur. Ders kitabı ısmarlayan, tez ciltleten, sınav haftasında fotokopi sırasına giren öğrenciler adlarının yanına e-posta adreslerini yazmıştır; kendilerine “kitabınız gelince haber veririz” denmiştir. Defter yıllardır dolmaktadır. Dükkân o adreslere bugüne dek tek satır yazmamıştır. Yeni dönemin kitap listesi geldiğinde bunu yalnızca vitrindeki kâğıdı gören öğrenir.
E-posta bülteni, sizi zaten tanıyan kişilere belirli aralıklarla gönderilen kısa bir mektuptur. İşi yeni müşteri bulmak değil, eskisini geri getirmektir. Arama bunun yerini tutmaz: arama, sizi arayanı getirir; bülten ise aramak aklına gelmeyen kişiye sizi hatırlatır. Geçen dönem tezini ciltleten öğrenci yeni dönemde kırtasiyeyi aramaz; yolu düşerse uğrar. Kutusuna gelen iki satır, o yolu düşürebilir.
Bülten yalnızca izinle gönderilir. Ticari ileti göndermenin yasal kuralları vardır; adres sahibinin onayını almak ve vazgeçmek isteyene kolay bir çıkış bırakmak bunların özüdür. Ayrıntısı bir hukukçunun işidir. Defterdeki adresler “kitabınız gelince haber veririz” denerek alındıysa, bu söz bülten için izin sayılmaz. İzin açıkça sorulur: kişi kasadayken ya da sitedeki formu doldururken, ne göndereceğinizi söyleyerek. Her mektubun dibinde çıkış bağlantısı durur.
İyi bir bülten kısadır ve tek konuludur: bir başlık, üç dört cümle, tek bir bağlantı. Bağlantı sitenin anasayfasına değil, konunun anlatıldığı sayfaya gider: yeni dönemin ders kitapları, tez ciltleme süreleri, sınav haftasında uzayan çalışma saatleri. Okur mektupta neyi okuduysa bağlantının ucunda onu bulmalıdır. Beş ayrı duyuruyu tek mektuba sığdırmak, her birinin okunma ihtimalini düşürür; en önemlisi seçilir, gerisi sonraki mektuba kalır.
Sıklık, sürdürülebilecek olandır. Her hafta yazmaya niyetlenip üçüncü haftada susmaktansa dönem başında, sınav haftasından önce ve yaz tatili yaklaşırken birer kez yazmak daha iyidir. Bültenin siteye kazandırdığı dolaylıdır: sayfalara dönen tanıdık ziyaretçiler, okunan ve arkadaşa iletilen yazılar, zamanla adınızı doğrudan arayan kişiler. Bülten sıralamayı kendi başına yükseltmez; sitenin okunmasını ve hatırlanmasını kolaylaştırır.
Bülten bağlantı satın almanın yolu değildir; adres satın almanın yolu hiç değildir. Hazır listelerdeki kişiler sizi tanımaz; mektubunuzu istenmeyen ileti diye işaretler, gerçek müşterinize yazdıklarınız da gereksiz klasörüne düşebilir. Site dışı SEO provasında bülten kutusuna bakılır. Adres bırakana hiçbir karşılık görünmüyorsa buna sabun izi deriz: terzinin, düzelteceği yere sabunla koyduğu işaret. Yanına yeri, ziyaretçiye ne yaptığı ve hangi ay giderileceği yazılır.
Yıllar Önce Çıkmış Olumsuz Bir Haber Adınız Arandığında Hâlâ Görünüyorsa Ne Yapılabilir?
Nehir kıyısındaki bir lokantayı üç yıl önce devralan aile, adını arama kutusuna yazdığında ilk sonuçların arasında eski bir haber görür: yıllar önce mutfağa hijyen cezası kesilmiştir. Haber doğrudur; ama o günün sahibi de ustası da mutfağı da artık yoktur. Tabela aynı kaldığı için haber yeni sahibin omzunda durur. Aile sorar: bu yazı oradan kalkar mı, kalkmazsa elimizden ne gelir?
Önce yapılamayanı söyleyelim. Doğru bir haber, istendi diye sildirilemez; parayla da kaldırılamaz. “Haberinizi sonuçlardan temizleriz” diyen teklifler ya tutamayacakları bir sözü satar ya da yayıncıyı sıkıştırmak gibi işi büyüten yollara başvurur. Yayın kuruluşu yazdığı doğru haberin arkasında durur. Aynı ölçü sizi de korur: yarın hakkınızda çıkacak iyi bir haberi de kimse para verip sildiremez.
Yapılabileceklerin ilki, yayıncıdan kibarca bir güncelleme rica etmektir; ortada gerçekten yeni bir bilgi varsa. İşletmenin el değiştirdiği ve mutfağın yenilendiği belgeyle gösterilebiliyorsa kısa bir yazıyla iletilir. İstenen, haberin silinmesi değil, altına bir not düşülmesidir: “İşletme şu tarihte devredilmiştir.” Yayıncının böyle bir yükümlülüğü yoktur. Kabul ederse, haberi okuyan kişi öykünün devamını da aynı sayfada görür; bu not çoğu okura yeter.
İkinci yol sizin elinizdedir: sonuç sayfasını bugünün doğru bilgisiyle doldurmak. Sitenizde işletmeyi kimin, ne zamandan beri işlettiğini açıkça yazan bir sayfa, güncel yemek listesi, mutfağın bugünkü fotoğrafları. Haritadaki kaydınız, sosyal medya profilleriniz ve dizin kayıtlarınız canlı tutulur, yeni yorumlara cevap verilir. Adınızı arayan kişinin önüne böylece yalnızca eski haber değil, bugünü gösteren satırlar da gelir. Haberin yeri değişebilir de, değişmeyebilir de.
Üçüncü yol hukukidir ve bizim işimiz değildir. Belirli durumlarda hukuk, kişiye kendisiyle ilgili eski bir içeriğin arama sonuçlarından çıkarılmasını isteme yolu açabilir; içeriğin eskiliği, güncelliğini yitirmesi ve kamu yararı gibi ölçüler gözetilir. Sizin durumunuzun buna uyup uymadığını ancak bir avukat söyleyebilir; başvurunun nereye, hangi belgeyle yapılacağını da o bilir. Biz burada yalnızca böyle bir kapının bulunduğunu hatırlatırız.
Yapılmayacak iki şey kalır. Sahte övgü yazdırmak: aynı hafta beliren parlak yorumlar eski haberi örtmez, yanına ikinci bir soru işareti koyar. Yayıncıya sataşmak: her öfkeli cevap haberi yeniden okutur. Site dışı SEO tadilat listesinde, siz evet demeden başlanmayan aylık sırada, bunlar ayrı satırlardır: güncelleme ricası, “hakkımızda” sayfası, profillerin bakımı. Sıra terzinin sırasıdır: önce omuz, yani bütün ceketi taşıyan yer, sonra paça.
Büyük Firmaların Tedarikçi Portallarındaki Kaydınız Aramalarda Size Ne Kazandırır?
Kırıkkale ilinde, sanayi bölgesinde kalıp ve talaşlı imalat yapan bir atölye, büyük bir fabrikaya parça vermek ister. Fabrikanın satın alma birimi bir bağlantı yollar: tedarikçi portalı, yani mal aldığı firmaları kaydettiği şifreli site. Atölyenin sahibi iki akşamını formu doldurmaya verir; tezgâh listesi, kapasite, belgeler, vergi bilgileri. Sonunda aklına bir soru gelir: biri “kalıp imalatı” diye aradığında atölyem daha kolay bulunur mu?
Kısa cevap: kendi başına hayır. Tedarikçi portallarının çoğu kapalı odalardır; içeri yalnızca kullanıcı adı ve şifresi olanlar girer. Kaydınızı fabrikanın satın alma ve kalite çalışanları görür. Bot, yani arama motorunun sayfa sayfa dolaşan yazılımı, şifreli kapıdan geçemez; formda yazdıklarınızı okuyamaz, okuyamadığını da sonuçlarına taşıyamaz. Oradaki kayıt bu yüzden aramalardaki görünürlüğünüze doğrudan bir şey eklemez. Yine de boşa emek değildir.
Kaydın getirdiği şey başkadır: alıcı sizi onunla karşılaştırır. Satın alma sorumlusu portaldaki satırları okuduktan sonra çoğu zaman adınızı arar ve sitenizi açar. Portalda bir unvan, sitede başka bir unvan; formda yeni adres, iletişim sayfasında eskisi; orada beş tezgâh, burada üç yazıyorsa aklına tek soru gelir: hangisi doğru? Firma adı, adres, yapabildikleriniz ve belgeleriniz iki yerde sözcüğü sözcüğüne aynı olmalıdır.
Açık olan yerler de vardır. Kimi firmalar onaylı tedarikçilerinin adlarını herkese açık bir sayfada yayımlar. Sanayi ve ticaret odaları, meslek birlikleri ve sanayi bölgesi yönetimleri de üye listelerini çoğu zaman açık tutar; kimi listede firmanın site adresine yer verilir. Bu sayfaları bot okuyabilir, alıcı da bulabilir. Üyesi olduğunuz her kurumun listesinde adınızın nasıl yazıldığına ve satırınızda site adresinin durup durmadığına bakmaya değer.
Tutarlılığın yolu tek bir kâğıttır. Üzerinde firmanın değişmeyen bilgileri durur: tam unvan, kısa ad, adres, telefon, tezgâh listesi, işlenebilen malzemeler ve ölçü sınırları, geçerli belgeler ve bitiş tarihleri. Portal, oda kaydı, dizin ya da site: nereye bilgi girilecekse o kâğıttan kopyalanır. Yapabildikleriniz ihtiyatla yazılır. Bir kez denediğiniz işi yerleşik bir yetenek gibi yazarsanız, alıcının ilk deneme siparişinde bunu açıklamak size kalır.
Portal kaydı sizi aramalarda yukarı taşımaz; alıcının gözünde tutarlı gösterir. Sıralama için söz verilemez. Site dışı SEO için yapılacak iş, adınızın geçtiği açık sayfaları bulmak ve hepsinde aynı bilgiyi yazdırmaktır. Sitenizin adresini yazın; ücretsiz prova için gereken yalnızca odur. Siteye dört yerinden bakılır; biri, işletmeniz hakkında başka yerlerde söylenenlerdir. Sitenizle tutmayan her satır sabun iziyle işaretlenir; ikinci provada o izlere yeniden bakılır.
Eski çalışanım hesabın şifresini vermeye yanaşmıyor; aynı adla yeni bir hesap açıp eskisini kendi hâline bıraksam olur mu?
Yeni hesap açabilirsiniz; ama eskisi durdukça adınızı arayan kişi ikisini birden görür ve hangisinin geçerli olduğunu bilemez. Önce platformun kurtarma yoluna başvurun; sahibi olduğunuzu kanıtlayan belgeler istenebilir, cevap da gecikebilir. Bu arada sitenizde ve yeni hesabınızda geçerli hesabın hangisi olduğunu açıkça yazın. Eski hesabın kapatılması platformun kararına bağlıdır.
Bültene adresini bırakan otuz kırk kişi var; bu kadar az kişiye yazmaya değer mi?
Değer, çünkü o kişiler adreslerini kendi istekleriyle bıraktı; sizi tanıyor ve sizden haber bekliyor. Küçük ve ilgili bir listede mektubun açılma ihtimali, kalabalık ve ilgisiz bir listedekinden çoğu zaman yüksektir. Emeği küçük tutun: yılda birkaç kez, tek konulu kısa bir mektup. Listeyi büyütmenin yolu satın almak değil, kasada ve sitede izin sormayı sürdürmektir.
Haberde adı geçen eski sahiple hiçbir bağım yok; bunu kendi sitemde yazarsam haberi bilmeyenlere de duyurmuş olmaz mıyım?
Haberi anmanız gerekmez. “Hakkımızda” sayfasına işletmeyi hangi yıl devraldığınızı, mutfağı kimin yönettiğini ve o günden sonra neleri yenilediğinizi yazmanız yeter. Haberi bilen okur tarihe bakıp sonucu kendisi çıkarır; bilmeyen için bu yalnızca işletmenin tanıtımıdır. Eski sahibi kötüleyen ya da haberi yalanlayan bir cümle ise konuyu sizin sayfanıza taşır.
Portalına kayıtlı olduğum fabrikanın adını sitemde “çalıştığımız firmalar” arasında gösterebilir miyim?
Önce izin isteyin. Tedarikçi sözleşmelerinin birçoğunda alıcının adının ve logosunun tanıtımda kullanılmasını yazılı izne bağlayan bir madde bulunur; portala kayıtlı olmak da iş yapmış olmak anlamına gelmez. İzin çıkmazsa ad vermeden anlatın: hangi sektöre, hangi tür parçayı, hangi ölçülerde ürettiğinizi yazmak, okuyan alıcıya çoğu zaman bir logodan fazlasını söyler.