Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, sayfayı okurun üstüne oturtur: bir kelimenin kaç kez geçtiğine değil neyi cevapladığına bakmak, yoldan geçen sürücünün aradığı bilgi, sayfanın tek ana isteği ve uzun bir listenin bölünmesi.
Site İçi SEO Aranan Kelimenin Sayfada Kaç Kez Geçtiğine Neden Bakmaz?
Kavşağa yakın bir lastikçinin sitesindeki tek sayfayı yüksek sesle okuyalım: “Kırıkkale lastikçi arayanlar için Kırıkkale lastikçi hizmeti veren firmamız, Kırıkkale lastikçi fiyatlarında uygun seçenekler sunar.” Aynı üç sözcük her cümlede geri döner; patlak lastiğin ne kadar sürede onarıldığı, gece açık olunup olunmadığı ise hiçbir yerde yazmaz. Site içi SEO, bir kelimenin sayfada kaç kez geçtiğini saymaz; okurun sorusunun cevap bulup bulmadığına bakar.
Kelime saymak eski bir alışkanlıktır. Arama motorlarının bir sayfayı büyük ölçüde içindeki sözcüklere bakarak değerlendirdiği yıllardan kalmıştır; o yıllarda aranan söz ne kadar çok yazılırsa sayfa o kadar öne geçebiliyordu. Bugün arama motorları anlamı okumaya çalışır: sayfa hangi konuyu anlatıyor, konuya komşu sözcükler de geçiyor mu, arayanın sorusu karşılık buluyor mu? Bir sözcüğü yirmi kez yazmak bunların hiçbirini karşılamaz.
Yinelemenin iki bedeli vardır. İlkini okur öder: her cümlede aynı kalıba takılan göz yorulur, aradığı bilgiyi seçemez ve sayfadan çıkar. İkincisini sayfa öder. Google, bir sözcüğün sıralamada öne geçmek amacıyla doğal olmayan biçimde yığılmasını yanıltma girişimi sayabileceğini kendi yönergelerinde açıkça yazar. Böyle bir sayfa öne geçmek bir yana, geriye düşebilir. Kazanç diye yapılan şey okuru da arama motorunu da birlikte kaybettirebilir.
Sözcüğün sayısı değil, yeri ve çevresi önemlidir. Aranan söz ait olduğu yerlerde durur: sayfanın başlığında, girişte, ilgili ara başlıkta; metnin içinde de cümle onu gerektirdikçe geçer. Gerisini konunun kendi sözcükleri doldurur. Lastikçi sayfasında bunlar jant, balans, yol yardımı, kamyon lastiği, yazlık ve kışlık değişimidir. Sürücü derdini kendi diliyle yazar; “gece açık lastikçi” diye arayan kişi sayfada o bilgiyi görmek ister.
Sıra şöyledir: önce okur için yazılır, sonra ana sözcüklerin yerinde olup olmadığına bakılır. Tersinden başlayan, yani önce sözcük listesini masaya koyup cümleleri onun çevresine dizen metin, okunduğu anda belli olur. Yalın bir deneme vardır: yazıyı birine yüksek sesle okuyun. Dinleyen “bunu demin de söylemiştin” diyorsa orada bir fazlalık vardır. Kulağa doğal gelen cümle, çoğu zaman arama motoru için de yeterince açıktır.
Elinizdeki sayfayı düzeltmek için baştan yazmak gerekmez. Yinelenen kalıplar ayıklanır; boşalan yere müşterinin sorduğu şeyler gelir: hangi araçlara bakıldığı, işin ne kadar sürdüğü, hangi saatlerde açık olunduğu. Site içi SEO çalışmasında ilk adım ücretsiz provadır. Terzi, ceketin duruşuna askıda karar vermez, giyene bakar; biz de sayfanızı bir müşteri gibi dışarıdan okuruz. Her cümlede aynı sözcüğe takılan metin orada hemen göze batar.
Yoldan Çıkıp Size Uğrayacak Sürücü Sayfada İlk Olarak Hangi Bilgiyi Arar?
Kavşağın biraz ilerisinde, yol kenarında bir lokanta düşünün. Uzun yoldan gelen bir sürücü park yerine çektiği araçta telefonunu çıkarır; yeniden yola koyulmadan önce bir dakikası vardır. Nerede yemek yiyeceğine o bir dakikada karar verecektir. Lokantanın sayfasını açar. Karşısına kuruluş yılı, ustanın öyküsü ve geniş bir salon fotoğrafı çıkar. Aradığı bunlar değildir. Sayfayı kapatır, listedeki bir sonraki adı dener.
Bu okurun ihtiyacı, şehirde oturan müşterininkinden başkadır. Şehirdeki kişi sizi tanır ya da bir tanıdığına sorar; yemek listesine, yorumlara vakit ayırır. Yoldan geçen ise beş soruya cevap arar: hangi çıkıştan sapılacak ve yolun hangi yanındasınız, tır ya da otobüs park edebilir mi, şu an açık mısınız, yemek ne kadar sürede gelir, neyle ödenir? Birinin cevabı eksikse riske girmez, yoluna devam eder.
Bu beş bilgi sayfanın en üstünde, birkaç kısa satır hâlinde durur. Uzun cümle gerekmez; kısa satır daha çabuk okunur: “Kavşaktan sonraki ilk çıkış, doğuya gidenin sağında. Tır ve otobüs parkı var. Gece gündüz açık. Tencere yemeği hemen gelir, ızgara biraz bekletir. Kart geçer.” Lokantanın öyküsü, ustanın adı ve salonun fotoğrafları atılmaz; sayfanın devamına, okumaya vakti olanın ineceği yere taşınır.
Telefon numarası da o blokta yer alır ve dokunulabilir olmalıdır: parmak üzerine bastığında telefon aramayı kendisi başlatır. Resmin içine yazılmış, kopyalanamayan bir numara, birazdan direksiyona dönecek birinin işine yaramaz. Kalabalık bir kafile için yer soracak otobüs şoförü ya da lastiği yolda kalmış sürücü yazışmaz, arar. Numaranın yanına hangi saatlerde açıldığını yazmak, cevapsız çalan bir telefonun bırakacağı kötü izlenimi önler.
Aynı blok yol üstündeki her iş için kurulabilir; yalnızca sorular değişir. Lastikçide: hangi araçlara bakılıyor, gece açık mı, yolda kalana giden bir ekip var mı? Çekicide: hangi yönlere gidiliyor, ağır vasıta çekiliyor mu, telefon gece de açılıyor mu? Dinlenme tesisinde: duş ve market var mı, park yeri aydınlatılıyor mu, araç gece bırakılabilir mi? Cevaplar hep aynı yerde durur: en üstte.
Sayfanın bu okura yaptırmaması gereken üç şey vardır: uzun uzun kaydırmak, küçük yazıyı iki parmakla büyütmek ve sırayla değişen büyük görsellerin bitmesini beklemek. Bir dakikası olan kişi üçünü de yapmaz. Site içi SEO provasında sayfa telefonda, bir sürücünün acelesiyle açılır. Beş cevaptan biri ilk ekranda yoksa bu bir sabun izidir: terzinin, kumaşın çektiği yere sabunla attığı çizgi gibi, düzeltilecek yeri gösterir.
Bir Sayfada Ziyaretçiden Kaç Ayrı Şey İstenirse Hiçbiri Yapılmaz?
Üniversite sınavına hazırlayan özel bir kursun “Kayıt” sayfasını açalım. Başlığın hemen altında aynı boyda, aynı renkte beş düğme yan yana durur: “Bizi arayın”, “Mesaj yazın”, “Broşürü indirin”, “Ön kayıt yapın”, “Bizi takip edin”. Çocuğunu yazdırmak için gelen veli beşine de bakar. Hangisine basarsa işinin görüleceğini kestiremez; broşürü indirir, sonra sekmeyi kapatır. Kurs o akşam bir kaydı farkına bile varmadan kaçırır.
Her sayfanın okurdan istediği tek bir asıl şey vardır. Ötekiler ikincildir ve ikincil görünmelidir. Beş düğme aynı ağırlıkta durduğunda sayfa aslında şunu söyler: ne istediğimize biz de karar veremedik. Kararı okura bırakmak ona seçenek sunmak değildir; işi ona yüklemektir. Yorulan kişi çoğu zaman hiçbirini seçmez. Başlıktaki sorunun cevabı bu yüzden bir rakam değildir: istekler eşit durduğu anda, iki tane olsalar bile.
Asıl isteği bulmak için bir soru sorulur: bu sayfaya gelen kişi buraya ne için geldi? Kayıt sayfasına gelen veli ön kayıt yaptırmaya gelmiştir; asıl düğme odur. Ders programı sayfasına gelen öğrenci saatleri öğrenmek ister; orada asıl istek programı indirmektir. Deneme sınavı duyurusunu okuyan için yer ayırtmaktır. İstek sayfadan sayfaya değişir; değişmeyen, her sayfada yalnızca birinin öne çıkmasıdır.
İkincil istekler atılmaz, geriye çekilir. Asıl düğme dolgun renkli ve büyükçe durur; yanındaki ikinci seçenek yalnızca çerçeveli ya da altı çizili bir bağlantıdır. “Önce bir şey soracağım” diyen veli için telefon numarası düğmenin altına daha küçük harflerle yazılır. Sosyal medya hesapları sayfanın dibindeki alt bilgiye iner; yerleri orasıdır. Okurun gözü böylece önce asıl isteği, sonra ötekileri bulur.
Bir karışıklığı giderelim: aynı isteği sayfanın birkaç yerinde yinelemek, ikinci bir istek sayılmaz. Uzun bir sayfada “Ön kayıt yapın” düğmesi başta, program anlatıldıktan sonra ve en sonda birer kez durabilir. Okur ikna olduğu noktada düğmeyi yanında bulur, yukarı dönmek zorunda kalmaz. Yeter ki üçü de aynı yazıyı taşısın ve aynı forma açılsın; adı değişen düğme, okura başka bir istek gibi görünür.
Bunun için sayfayı yeniden tasarlamak gerekmez; çoğu zaman düğmelerin ağırlığını değiştirmek yeter. Sonuç sayılabilir de: asıl düğmeye dokunanların sayısı değişiklikten önce ve sonra not edilir. Site içi SEO tadilat listesinde, o ay için onayınızı bekleyen işlerin arasında, her satır hangi sabun izini kaldırdığını yazar: “kayıt sayfasında beş eşit düğme”. Onaylamadığınız satıra el sürülmez; ay bitince olanı, gündelik dille yazılan teslim notunda okursunuz.
Uzun Bir Ürün ya da İlan Listesi Tek Sayfada mı Akmalı, Sayfalara mı Bölünmelidir?
Kırıkkale merkezde ikinci el araç satan bir galerinin ilan sayfası, aşağı kaydırıldıkça yeni araçlar getirir. Bir müşteri akşam evde uzun uzun kaydırır, beyaz bir hafif ticari aracı gözüne kestirir, fotoğraflarına bakıp geri döner. Liste başa sarmıştır. Aracı yeniden bulmak için aynı yolu bir kez daha inmesi gerekir. Ertesi gün galeriye uğradığında “sitedeki şu beyaz araç” demekten başka bir tarif veremez.
Uzun bir listeyi göstermenin üç yolu vardır. Birincisi numaralı sayfalardır: liste bölümlere ayrılır, altta sayfa numaraları birer bağlantı olarak dizilir. İkincisi “daha fazla göster” düğmesidir: ilk bölüm görünür, düğmeye basıldıkça devamı aynı sayfaya eklenir. Üçüncüsü sonsuz kaydırmadır: düğme de yoktur, sayfanın sonuna yaklaşıldıkça yeni ilanlar kendiliğinden gelir. Üçü de aynı araçları gösterir; fark, okurun ve arama motorunun izleyeceği yoldadır.
Ziyaretçi için fark üç yerde belli olur. Yerini yeniden bulmak: numaralı düzende “üçüncü sayfadaydı” denir; sonsuz kaydırmada böyle bir işaret yoktur. Bağlantı göndermek: numaralı sayfanın kendi adresi vardır, eşinize “şuna bir bak” diye yollanır; kaydırılan listede adres hep aynı kalır. Sayfanın dibine varmak: adresin, telefonun ve çalışma saatlerinin durduğu alt bilgi, sonsuz kaydırmada her yaklaşıldığında yeni ilanların altına kaçar.
Arama motoru için ölçü daha yalındır. Bot, yani sayfaları kendi kendine gezen yazılım, bağlantıları izler; çoğu zaman sayfayı kaydırmaz, düğmeye de basmaz. Yalnızca kaydırınca ya da basınca gelen bir ilana götüren düz bir bağlantı yoksa bot o ilanı hiç görmeyebilir. Kural şudur: listedeki her araca, dokunulabilen sıradan bir bağlantıyla ulaşılabilmelidir. Botun görmediği ilanın arama sonuçlarında çıkması beklenemez.
Bu yüzden kendi adresi olan numaralı sayfalar güvenli zemindir. “Daha fazla göster” düğmesi de kaydırma da ziyaretçinin hatırına yerinde durabilir; şart, altında aynı ilanlara götüren numaralı sayfaların da bulunmasıdır. Bir uyarı: sıralama seçenekleri kategorinin yerini tutmaz. “Ucuzdan pahalıya” dizmek listeyi kısaltmaz, yalnızca yeniden dizer. Binek, hafif ticari, arazi aracı gibi ayrı sayfalar ise listeyi gerçekten böler ve her bölüme kendi adını verir.
Satılan aracın sayfası da listenin parçasıdır. Aracı dün gören müşteri bugün aynı bağlantıya dokunabilir; sayfa yok olmuşsa boşluğa düşer. Sayfa “satıldı” notuyla bir süre kalabilir ya da benzer araçların listesine yönlendirilir. Site içi SEO için gerisi sitenize bakmadan söylenemez. Sitenizin adresini gönderin; onu provaya alalım, prova ücretsizdir. Bakış dışarıdandır, şifre istenmez; dört yerinden gördüklerimizi sabun izleriyle birlikte size yazarız.
Rakibimin sayfasında aynı sözcük defalarca yazılmış ve benim önümde çıkıyor; demek ki işe yarıyor, ben de aynısını yapsam olmaz mı?
Önde olmasının nedeni büyük olasılıkla o yineleme değildir; sitesinin yaşı, aldığı bağlantılar, harita kaydı ya da sayfanın başka bir üstünlüğü olabilir. Dışarıdan yalnızca göze çarpanı görürsünüz. Onu taklit ederseniz üstünlüğünü değil, kusurunu kopyalamış olursunuz. Kendi sayfanızda müşterinin sorduklarını eksiksiz yazmak hem okura yarar hem daha az risk taşır.
Lokantam hem yoldan geçene hem şehirde oturana hizmet veriyor; sayfanın üstünü hangisine göre kurmalıyım?
İkisine de yetecek yer vardır. En üste yoldan geçenin beş cevabı konur; birkaç satırdır ve şehirdeki müşteriye zarar vermez, o da zaten çalışma saatine ve telefona bakar. Hemen altına şehirdeki müşterinin aradığı gelir: günün yemekleri, toplu yemek ve davet için salon bilgisi. Uzun anlatı iki okur için de sayfanın devamında kalır.
Sayfadaki asıl düğmenin hangisi olacağına ortağımla karar veremiyoruz; o broşür diyor, ben ön kayıt diyorum. Nasıl seçeriz?
Kararı beğeni değil, sayfaya gelenin niyeti verir. O sayfaya hangi aramalardan ve hangi bağlantılardan gelindiğine bakın: “kayıt” ya da “kontenjan” yazıp gelen kişi broşür aramıyordur. Yine de emin olamıyorsanız birini bir ay asıl düğme yapın, dokunan ve kayda dönen sayıları not edin; ertesi ay ötekini deneyin. Az ziyaretçide bu yalnızca yön gösterir.
Sitemde topu topu on beş ilan var; yine de listeyi numaralı sayfalara bölmem gerekir mi?
Gerekmez. On beş ilan tek sayfada rahatça durur; ziyaretçi hepsini birkaç kaydırmada görür, arama motoru da her ilanın bağlantısını aynı sayfada bulur. Bölmek, liste tek sayfada ağır açılmaya ya da aranan ilan zor bulunmaya başladığında düşünülür. O güne kadar asıl iş, her ilanın kendi adresinin ve o adrese götüren düz bir bağlantının bulunmasıdır.